Maxtone İşitme Merkezi

İnsanların Hayatına Olumlu Şekilde Dokunabilmek Önemli Bir İtici Güç

Eyüp Kara, MScBize biraz kendinizden bahseder misiniz? Odyolojiye nasıl ilgi duydunuz, bu alanda ilerlemeye nasıl karar verdiniz?

Odyolojiye ilgi duymam; biraz yönlendirme ile ve tesadüfi oldu. İlk çalıştığım iş yerimde, fikirlerine çok önem verdiğim arkadaşımın (Murat Deniz) yönlendirmesi benim için çok etkili oldu. Aynı dönemde çalıştığım il olan Gaziantep’te koklear implant ameliyatlarının başlamasıyla, iki odyolog (Julie Koşaner, Mehmet Akşit) ile ve halen birlikte çalışmaktan çok zevk ve onur duyduğum Prof. Dr. Yıldırım A. Bayazıt ile tanışmam ve olumlu izlenimler edinmemin, alana ilgimin başlamasında etkili olduğunu söyleyebilirim. Sonraki aşamada Gazi ve Hacettepe Üniversitesi’nde hocalarımın da desteğini her zaman hissettim. Alan ile ilgili bilgimin artması, deneyimler ile ekibin parçası olduğunu hissetmek, insanların hayatına olumlu şekilde dokunabilmek ve bunu görmek, bu alanda ilerlememde en önemli itici güçler olmuştur. Halen çalışmaya devam ettiğim, İ.Ü. Odyoloji Bölümü ve Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Ataş’ın öngörüleri ve desteği de ilerlemem için güç vermiştir.

Ülkemizde Odyologların lisans düzeyinde yetiştirilmesi 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Odyoloji Bölümü’nün kurulmasıyla başladı. Siz de bu kadronun içinde yer alıyorsunuz. Bölüm olarak ve kendi çalışmalarınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?

Öncelikle bu ekibin içinde yer almış olmak benim için çok büyük bir şans ve gurur kaynağı. Bölüm olarak birincil amacımız; eğitim- öğretim kalitesini artırmak ve programları geliştirmek. Bunları yaparken, öğrencilere tecrübe de kazandırmak en çok üzerinde durduğumuz konu. Bu yüzden eğitim-öğretim programları dışında, klinik uygulamalar da yapıyoruz. Öğrencilerimizin hem klinik deneyim kazanması hem de bilimsel aktivitelerin içinde bulunmasını sağlayarak, daha etkin gelişmelerini sağlamaya çalışıyoruz.

Kliniğimizdeki uzmanların ilgi alanları dahilinde; yoğun şekilde pediatrik işitsel değerlendirmeler, işitme cihazları ve işitsel implant uygulamaları (Kemiğe implante işitme cihazları, Orta kulak implantları, CI, ABI,) gerçekleştiriyoruz.

Kliniğimizde tanısı konup cihazlanan veya implant uygulanan her hastanın, eğitsel değerlendirilmesi, rehabilitasyonları-rehabilitatif programlarının oluşturulması, öncelikle kliniğimizde ve daha sonra hastanemiz bünyesinde bir proje (İstanbul Kalınma Ajansı- Sessizliğime Ses Ver Projesi) kapsamında açtığımız rehabilitasyon merkezimizde yapılmaktadır.

Ayrıca kliniğimiz, İstanbul Avrupa Yakası’nın en büyük yenidoğan işitme tarama ve referans merkezidir. İstanbul Avrupa Yakası’nda işitme taramalarından kalan bebekler, ileri testler için kliniğimize refere edilmektedir. Bu anlamda da bulunduğumuz bölgenin önemli bir yükünü kaldırmaktayız. Bölümümüzde, ileri vestibüler (Denge) test yöntemleri ve rehabilitasyonlarırutin olarak uygulanmaktadır. Bulunduğumuz bölgede bu hizmetin de kısıtlı merkezlerde verilmesinden dolayı, önemli bir hasta populasyonumuz mevcuttur. Ayrıca bölümümüzde halen, Hocamız Prof. Dr. Ahmet ATAŞ ve benim yürütücüsü olduğumuz, TÜBİTAK Destekli (1001) “Tıbbi alet geliştirme” projesi sürmektedir.

Odyoloji Bölümü Öğrencileri, Geleneksel Önlük Giyme TöreniÖzel sektörde çalıştıktan sonra akademik hayata geçiş yaptınız. Geleceğin odyologlarına ders  veriyorsunuz. Öğrencilerinizle etkileşiminiz ve “hocalık” nasıl sizce?

Her şeyden önce; öğrencilerle- gençlerle iç içe olmak büyük bir keyif... Genç meslektaşlarımın gelişimine katkıda bulunmak büyük bir görev ve bunu hakkıyla yapabilmek için her gün daha fazla çalışmam gerektiğinin farkındayım. “Hocalık”, çok kolay ulaşılan bir mertebe değil, benimki bilgi ve tecrübe aktarımı, diyelim… Genç meslektaş adaylarımla ilişkilerimizin daha çok arkadaş veya ağabey düzeyinde olduğunu düşünüyorum... Ya da bana öyle hissettiriyorlar... Bölümümüzde, eğitim-öğretim ve klinik akış iç içe yürüdüğünden dolayı, öğrencilik ilişkisinden ziyade; bahsettiğim gibi ağabeylik ilişkisi daha hakim. Masanın her iki tarafında (Özel sektör - Üniversite) oturmuş olmak, elbette insanın olaylara bakış açısını genişletiyor. Daha önce özel sektörde çalışmış olmak, dünyadaki uygulamaları ilk elden görmek, farklı kültürlerden, farklı becerilerde meslektaşlarımla tanışmak ve çalışmak, hem mesleki hem de düşünsel dünyama çok şey kattı. Çalışma hayatının zor, ilginç ve zevkli yanlarını bir arada görme şansım oldu.

İşitme kaybı ve işitme cihazı kullanımına karşı aslında toplumda hala bir önyargı olduğunu söyleyebiliriz. İhtiyacı olmasına rağmen işitme cihazı kullanmayı bu nedenle reddeden yetişkin hastalarınıza nasıl yaklaşıyorsunuz?

Günümüzde tüm dünyada işitme cihazı kullanımı hakkında hala önyargılar mevcut. Bunun en önemli kanıtı; kanal içi işitme cihazlarının, işitme cihazı sektöründe gittikçe daha çok yer alması ve daha derine yerleşebilen, güçlü CIC işitme cihazlarının üretilmesidir. Ülkemizde ise; bu durum daha sık karşımıza çıkıyor. Halen, belki de en önemli sorunumuz, kişilerin hem kendileri hem de çocukları için, işitme cihazını kullanmak konusundaki önyargılarıdır. Son yıllarda, yapılan birçok çalışmada, bilişsel faaliyetlerin uzun süre (Demans-Alzheimer hızının düşürülmesi) korunması, konuşma ayırt etme becerilerinin sürekliliği, yaşam kalitesinin artması, karşılıklı iletişimin sürebilmesi adına, işitme cihazının kullanılması gerektiğini vurgulamak genelde etkili olmaktadır.

İşitme cihazları eskisi gibi öten, hantal ve sadece işitme cihazı görevi gören aygıtlar olmaktan çıktı diyebilir miyiz? Günümüzde cihazlarda kullanılan işitme teknolojilerinden biraz bahsedebilir misiniz, kullanıcıları nasıl özellikler bekliyor?

Daha önce de bahsettiğim gibi, birçok modelde olabildiğince küçülme, hatta tamamen görünmeyen kulakiçi işitme cihazlarının kullanımı çok yaygınlaştı. Kulak arkası işitme cihazları bile 10 yıl öncesine göre büyük aşama kaydetti. Çok ileri iderecede işitme kaybında bile, eskiden olduğu gibi hantal cihazlar vermek zorunda kalmıyoruz. Benim dönemimde mesleğe atılan birçok kişi gibi ben de, hastanın işitme kaybı uygun ise “Receiver in the Ear” (Alıcı kulak içinde) ve “open fit” (açık kalıp) uygulamalı modelleri tercih ediyorum. Bunlar kullanıcı için hem küçük ve hafif, hem de kulak kanalının havalanmasını sağlayarak daha sağlıklı bir çözüm sunabiliyor. Dijital teknolojinin hızla gelişmesi işitme cihazı kullanıcılarına da birçok ek özellik sağladı. Son yıllarda kablosuz teknolojilerin işitme cihazlarına da girmesi, iki cihaz arası iletişimle daha kaliteli işitmeyi, gürültüden daha az etkilenmeyi, konuşmacılara daha rahat odaklanmayı sağlayabiliyor. Aktif kullanıcılar için; akıllı telefonlara bağlanma ve işitme cihazının birçok özelliğini telefonlar üzerinden kullanabilme gibi birçok kombine uygulama hayatımıza girdi.

Ülkemizde çift taraflı işitme cihazı karşılanıyor mu? Çift taraflı duymanın avantajları nelerdir?

Mevcut Sağlık Uygulama Tebliği’nde (Mayıs 2015) yetişkin hastaya, aynı anda çift taraflı işitme cihazı önerememekteyiz. Fakat bunun yakın zamanda değişeceğini düşünüyoruz. Bebek ve çocuklar için, çift taraflı cihaz uygulaması ve ödemesinde bir sorun yaşanmamaktadır. Çift taraflı işitmenin avantajını genelde görme sistemini örnek vererek anlatıyorum. Tek gözle görmenin derinlik algısını nasıl bozduğunu gösterip işitmede de aynı durumun olduğunu ifade ediyorum.

Çift taraflı işitme ile öncelikle sesi daha gür hissederiz. Kulaklar arası zaman ve şiddet farklarını ayırt ederek uzaysal konumumuzu belirlememiz (yer-yön tayini) çok daha kolay olur. Yalnızca tek kulağa uygulama yaptığımızda ise, cihaz kullanmayan kulakta işitsel gerilemeye neden oluruz. En önemlisi de; günümüz işitme cihazlarının birçok özelliğinden faydalanabilmek için, çift taraflı kullanım ve bu cihazların birbiri ile iletişim kurmasını sağlamak gereklidir.

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 19/10/2016


Etiketler: Eyüp Kara Odyoloji Odyoloji Bölümü çift taraflı işitme cihazı